Ömer Bilgin – Bir Tecelli Ver

Miladi 1236

Altınorda devletinin çiçeği burnunda hanı Berke Han Sibirya steplerinde atını çatlatırcasına dört nala sürüyordu.

Miladi 1918

Talat Paşa, Cağaloğlu’nda İstanbul Erkek Lisesi’nin karşısındaki İttihat ve Terakki genel merkezi pembe konakta cemiyetin kapanış konuşmasını yaptıktan sonraki gün Arnavutköy’de bir dostunun yalısında, ocakta bir bavul dolusu evrakı yakmakla meşguldü.

Miladi 1967

Orhan Gencebay’ın ilk plağı satış rekorları kırınca yeni plaklar için soluğu Londra’da alır. Bir barda, İspanyol bir kadınla tanışır.Birbirlerine aşık olurlar fakat İspanyol hanımefendi evli ve çocuğu vardır.Orhan Gencebay aşkını kalbini gömer ve yoluna bakar.

Miladi 2017

Bu satırların yazarı 1908 yazının güzel akşamlarından birine benzeyen akşamlardan birinde, Orhan Gencebay’ın yanık olduğu İspanyol hanımefendiye yazdığı ‘Bir Teselli Ver’ şarkısıyla , ‘kuşkusuz rabbinizin hayatınız boyunca büyük tecellileri olacaktır, onlara hazırlanınız.’ hadis-i şerifi arasında gidip geliyor.

İnsanoğlunun hikayesi ana rahminden dünyaya geldiği günden bu yana kalbinin attığı her dakika yeni bir boyut kazanmaktadır. İlk adımları, ilk tek ve çift heceli kelimelerin ağzından çıkması, ilk kez tattığı tatlar, ilk yediği tokat, ilk öptüğü kız, karnesindeki ilk kırığı, kazandığı ilk sınav, tuttuğu takımın yediği bir düzine gole şahit olmak ve daha niceleri. Hayatımızda bütün olan biten şeyler, başarılarımız ve başarısızlıklarımız, isteyerek ya da istemeyerek yaptığımız iyilikler ve kötülükler, günahlar ve sevaplar. Bunların hiçbirinin gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi bir son değil aksine birçok şeye gebe.İnsanoğlundan yola çıkarak toplumlar ve devletler için de aynı şeyleri söylememiz mümkündür.

İnsanlar, toplumlar ve devletler cüzi iradesi ile yaptıkları tercihler sonucunda gerçekleşen başarı, zafer ve yenilgi gibi durumlarda ise bir teselliye ya da gelecek olan bir tecelliye tutunuyorlar. Teselli ve Tecelli ya da Allah’ın yardımı geldiği zaman.Sayın okuyucu, burada biraz duralım ve epistemoloji isimli alis harikalar diyarına bir uğrayalım.Teselli ve Tecelli kelimeleri köken bakımından akraba kelimeler.Teselli Arapça slw kökünden tasalli, Tecelli ise yine Arapça clw kökünden tacalla fiilinden gelerek dilimizin güzide kelimeleri arasına girmiştir.Hatta Tecelli kelimesinin kökenleri, Allah’ın Tur/Sina dağında Musa’ya görünmesine/konuşmasına kadar uzanmaktadır.Teselli ise Arapça anlamıyla bir şeye dayanma anlamına gelmektedir.Ziya Gökalp bu kelimeyi literatürümüze Fransızca’dan hediye etmiştir.

Bir şeye dayanma ve Allah’ın Tur/Sina dağında Musa’ya gözükmesi/konuşması. Anahtar cümlelerimizi bulduğumuza göre yolumuza buradan devam edebiliriz. Sevgilisinin düğün davetiyesini alan 25 yaşında bir genç teselliyi mühürdar sokaktaki kadehlerde arayabilir, emekliliğine bir sene kala kendisine kurulan bir komplo ile tazminatsız işinden uzaklaştırılan adam ağzında armutla uçan kargaya tebessümle bakabilir. Bu olanların üzerine, şu koca dünyada ‘bilmem bu feleğin benle zoru ne?’ diye göbek atacak kadar gamsızlarına da rastlayabilirsiniz.Yeşil sarıklı ulu hocalar ve talebeleri kızacaklar ama Allah’ın çalışma prensibi sadece dua et-kazan formülü üzerine kurulu değil.Allah’ın mucizeleri ve hayırları ve şerleri teselliyi bir kadının kollarında ya da bir kadehin dibinde arayanlar için de tecelli edecektir.Nice zalimler bu dünyada cenneti, yaşadığı çağda iyiliğin son kal’a’sı vazifesi görenler de cehennemi yaşamıştır.Allah’ın ahret için vaadi var.O ayrı.Bu dünyanın, hikayemizin bir matematiği yok.Dünya tarihi şaşaalı hayatların bir mum gibi sönmesi, artık bitti denilenlerin, göz ardı edilenlerin ülkelerin üzerine bir karabasan gibi çökme hikayeleriyle doludur.

Bizler dört duvar arasından çıkmadan sadece hayvanlar gibi yiyip, içerek hayatımızı sürdürsek de her gün mesaiyi akla hayale gelmedik küfürlerle bitirsek de teselliye ihtiyacımız olacak ve o tecelli gelecek.Er ya da geç.Biz çökünce yerimize başkası gelecek, biz kazanınca başkası kaybedecek.Vukuu bulan bu vakıalarda taraflar yaptığı işe inansın ya da inanmasın ölmediği sürece bir son olmayacak.İstila kültürüyle hüküm süren Altınorda devleti istila edebileceği halde Novgorod kenti ile haraç karşılığı barış yapmasaydı Rus kültür ve sosyal hayatı gelişmeyecek ve bugün Rusya’dan hatta Rus’tan da söz etmek belki mümkün olmayacaktı.Talat Paşa Sivastopol’a yola çıkmadan önce bir bavul dolusu evrakı yakarken lideri olduğu İttihat ve Terakki’nin çöküşünün kısa bir süre sonra kurulacak olan bir milletin var oluş mücadelesinin ve yeni bir devletin kuruluşunun başlangıcı olduğunu bilseydi asar mıydı suratını? Orhan Gencebay Londra’da o İspanyol hanımefendi’ye gönlünü indirmeseydi böyle bir başyapıt ortaya çıkar mıydı?

Hayatımızı bu bilinç ve şuurla idame ettirip, hikayemize, şarkımıza ve işimize sahip çıktığımız sürece attığımız her adım bir öncekinin tesellisi olacak.Elinizde ister tesbih ister kadeh olsun, yaklaşıyor yaklaşmakta olan.O bitti demediği sürece oyna, devam.

Bir Cevap Yazın