Murat Can Öztürk – Wonder Woman Osmanlı’ya Karşı

Merak etmeyin, amacım komplo teorilerinin arkasına sığınıp karalama kampanyası yürütmek değil… Yalnızca bu topraklarda doğmuş ve büyümüş bir fert olarak bilmek istiyorum.

Gerçekten bu Hollywood bizden- bizden kasıt Doğu medeniyeti hatta bu gruba onlar hariç tüm dünyayı da ekleyebiliriz- ne istiyor? Ya da özelden genele tümevarım denklemiyle Hollywood’un mimarı Amerikanlar bizden gerçekten bir şey mi istiyor? Onların komutlarını uygulayacağımız bir yapay zekaya mı dönüşmemizi diliyorlar?
Neden bu tür sorular soruyorum bu aralar açıklayayım… Geçenlerde her birey gibi kültürüm artsın, ufkum açılsın! diyerek sinemaya gittim. Aslında öyle bodoslama da değil yani, vizyona girmesini beklediğim bir film vardı. Bizim Türkler o seviyelere maalesef hala gelemediği için Hollywood yapımı Bilim kurgu filmlerine sempatim vardır küçüklükten bu yana… Bu yüzden Efsane çizgi roman yapımcısı (yine Amerikan) DC Comics’in yine efsane süper kahramanları yarım asır sonra önce kitaplardan çizgi dizilere ve sonunda da gerçekçi efektlerle beyaz perdeye transfer oldu. Durun, büyük üstatların yanında sinema eleştirmenliğine soyunacak kadar hadsiz değilim. Zaten anlamam o işlerden, benimki yalnızca bir izleyici olarak sorularıma cevap bulabilmek… Neyse konuya dönelim…
Ezeli rakipler Marvel ve DC’nin dünyayı kurtarmaya sürekli Amerika’dan başlayan süper kahramanları Hollywood’da işe başladı. Önce günümüzde geçen Batman ve Superman filminde 1918 yılına ait mistik bir fotoğraf ile karşımıza çıkan Mucize Kadın yani Wonder Woman, son olarak kendi hikayesiyle ekrandaydı… İşte ben de o fotoğraftan ve ayin ritüllerindeki müziklere benzeyen soundtrack’inden etkilendiğim kahramanımızın asıl hikayesini izlemeye gittim…
Neyse film başladı, bizim Wonder Woman meğer Themyscira’lı Diana imiş… İşte burada memleketine ayrı parantez açmak gerekiyor. Bu Themyscira rivayete göre M.Ö. 5 y.y’da meğerse Yunan tarihçi Heredeot’un bahsettiği bizim Samsun’da bir yer imiş… Yani ablamız saf Anadolu kadını sayılır… Üstelik efsaneye göre iyi ok atabilmek için tek göğüslerini kesen, savaş meydanlarında 10 erkeğe bedel savaşçı Amazon kadınlarının prensesi imiş… Ancak siz yine de Samsun deyince göğsünüzü kabartmayın, çünkü çoktan asimile olmuş bizim Diana… Zaten filmde Samsun’la alakalı bir emare bile yok…

Asıl mesele Diana’nın asimile olması değil, ”eğer doğruysa” Anadolu’da yetişip 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın karşısında yer alması… Tabi ki M.Ö. 5. y.y’da Osmanlı diye bir şey yoktu, Samsun ve Osmanlı işin latifesi… Ben doğaüstü güçlerle donatılmış bir süper kahramanı Osmanlı’ya karşı savaştırabilecek sentezi kuran güruhu alkışlamak istiyorum… Adamların derdi bitmedi bizle bir türlü…Tamam yıktınız üzerinde 50 ayrı devlet kuruldu hala neyin kavgası bu?

Bu sorunun ardından filme dönersek, bizim Amazon prensesi Diana’nın diyarına bir İngiliz casus Steve’in yolu düşer… Diana ile tanışır. Bizim Steve kötülüklerle savaşmak için can atan Diana’yı alır ingiliz kurnazlığını kullanarak 1. Dünya Savaşı’nın ortasına sokar… Bu arada Steve Almanların elinde Irak Savaşı’nda Saddam’ın sözde! kimyasal bombalarına benzeyen bir gaz bombası olduğunu öğrenir. Buraya dikkat! İşte bu bomba Osmanlı karargahlarından birinde üretiliyordur

Bizim İngiliz bombanın formülünün yazılı olduğu notları karargâhtan kaçırmayı başarır, kaçarken de karargahı havaya uçurur. Film de bile canımıza kıymaktan çekinmezler yani… Filmin genelinde İngilizler dünyayı kurtaran iyilik melekleri, Almanlar ve haliyle Osmanlı savaş Tanrısı Ares’in askerleri olarak gösterilir. Wonder Woman da Ares’in askerlerine karşı İngilizlere yardım ederek lokal zaferler kazandırıyor… Ha bir yerde haklarını yemeyelim, bir kızılderili çıkar, bizim insanlarımızı İngilizler katletti diyerek kendilerine de çuvaldızı batırırlar…
Buraya kadar filmi anlattım… Şimdi Filmle ilgili başka bilgiler de verelim… Wonder Woman, yani Samsunlu Diana’nın gerçek adı Gal Gadot… Kendisi İsrailli… İsrailli bir iş adamıyla evli, çocukları var… Bu hanımefendiyi daha önce Hızlı ve Öfkeli serilerinde eski bir MOSSAD ajanı olarak da izlemiştik… Tescilli güzellerden…Bar Rafaelli’nin kaçtığı İsrail ordusu’nda mecburi askerlik yapıp, spor hocası olarak vatani görevini tamamlamış… Ancak sırf bu kadın yüzünden Lübnan’da Wonder Woman filmi yasaklandı. Nedeni ise Gal Gadot’un sosyal medya hesabından 2014 yılından Gazze’ye bomba yağdıran İsrail’e destek vermesi… Gadot bu saldırılarda Hamas’ı kötüleyen mesajlarla bir çok Müslümanın tepkisini çekmişti.. İşte Lübnan da ”bu kadın varsa biz yokuz” diyerek restini çekti.

Evet tüm bu bilgilerin ardından sonuca gelelim. Bugün Hollywood filmleri görsel medyanın bir uzantısı olarak gıdadan giyim tercihlerine kadar, hayatımızın her alanını dolaylı ya da direkt olarak etkileyebiliyor. Bu tespitin olumlu ya da olumsuz olduğuna bir film üzerinden karar veremeyiz, sosyolojik bir deneye ihtiyacımız var. Ancak şunu biliyoruz ki, bir film bile gerçek tarihin sonuçlarını gelecek nesillere farklı aksettirebilecek bir güce sahiptir. Dünyanın en büyük sömürge İmparatorluğu’nun bu filmde yeryüzüne barış getirmek isteyen bir kahramanlar ordusuna dönüşmesi gibi… Gal Gadot’u İsrailli diye suçlu ilan edemeyiz tabi ki. Onu yalnızca tarafsız düşünemeyen milliyetçi bir kişilik olarak tanımlayabiliriz belki! Buradaki asıl sorun maalesef bir Hollywood’umuzun olmayışı! Yani Batı’nın ilim ve tekniğini değil, sapkınlığını taklit ederek yönlendirilmemiz ile özümüzün yok olduğu homojen bir topluma dönüşmemiz…

Böyle homojenlik olmaz olsun biz heterojen bir yaşam istiyoruz diyenler için medya gücü merkezli yazılarımda sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle…

Bir Cevap Yazın