Osman Azman – Kimliğimizin Yolbaşçılarından: Sarı Saltık

Geldikti bir zaman Sarı Saltık’la Asya’dan,

Bir bir diyar-ı Rum’a dağıldık Sakarya’dan

Yahya Kemal Beyatlı

Anadolu’ya Türk –İslam mührünü vurup, ebediyen bozulmayacak bir hamurla mayalayanlar Hoca Ahmet Yesevi’nin Yolbaşçıları, Horasan Erenleri, Gazi Dervişler ve Alperenlerdir.

Hac-ı Bektaş-i Veli, Şeyh Edebali, Ahi Evran, Yunus Emre ve Mevlana Anadolu’ya silinmez izler bırakan gönül erlerinin öncüleridir.

Gönül erlerinin arasında öyle birisi vardır ki bugüne kadar ismi pek fazla bilinmeyen, hakkında çok az yazı yazılan, birkaç tarihi belge ve kitabın dışında tanıma fırsatı bulamadığımız tarihi bir şahsiyet vardır.

Sarı Saltık Baba…

Ömer Lütfi Barkan’ın ifadesiyle ‘Balkanlardaki İlk Kolonizatör Türk Dervişi’ olan Sarı Saltık hem Anadolu’da hem de Balkanlar’da İslamiyet’in yayılmasında bayraktarlık yapmıştır.

Tarihi kaynaklar Sarı Saltık’ın Sinop’lu, Oğuzların Çepni Boyuna mensup olduğunu, küçük yaşta anne babasını kaybettiği, sağlam dini eğitim aldığı, Seyyid Mahmut Hayrani’den ders aldığı, asıl adının Şerif Hızır veya Muhammed Buhari olduğunu belirtmektedir. Anne tarafından Şerif, baba tarafından Seyyid olması, Ehl-i Beyt’ten sayılması sadece Sünni kesimlerce değil, Alevi- Bektaşiler tarafından da büyük saygı görmesini sağlamıştır.

Anadolu Selçuklu Sultanı 2.İzzettin Keykavus’un Moğol saldırılarına karşı eşinin akrabaları olan Bizans’a sığınarak İstanbul’a gelmiştir. Bizanslılar Moğol tehdidine karşı Keykavus’u İstanbul’dan uzaklaştırıp Balkanların kuzeyine Romanya taraflarına yerleştirmiştir. Keykavus kendisini destekleyen Anadolu Türkmenleriyle birlikte önce Romanya’ya oradan da Kırım’a gitmiştir. Sarı Saltık 12 bin çadırlık Çepni Türkleriyle birlikte Keykavus’un yanında yer almış ve Romanya’nın Dobruca Bölgesine yerleşmiştir. Burada İslamiyet’in yayılmasına öncülük etmiştir. Özellikle Altın Orda Devletinin İslamiyet’i kabul etmelerinde Sarı Saltık’ın rolünün büyük olduğu bilinen bir gerçektir.

Devlerle, canavarlarla, ejderhalarla, kafir cinlerle savaşan, ateşe atıldığında yanmadığı, suya batırıldığında boğulmadığı, ok atıldığında batmayan, kılıç vurulduğunda kesmeyen, büyü yapıldığında tesir etmeyen büyük bir Allah dostudur.

Osman Azman

Yazının tamamı Yarın Dergisi 4. Sayısında. Satın almak ya da temin etmek için tıklayınız